İSG Kanunu ve Anlaşılamayan Yönleri

 

6331 SAYILI KANUNUN ANLAŞILAMAYANLARI

Neredeyse oradan bir nesil büyüyebilecek kadar kadar geçti; ancak kültürü hala oturamayan bir argüman ve büyülü bir tanım olarak karşımıza çıkmaya devam ediyor sözümüz ona 6331 sayılı İSG Kanunu. Toplumsal mutabakat sağlanıp da kamuoyuna kabullendirilebilmek için hangi yollar denenmedi ki, bazı sektördeki esnafa teşvikler verildi, zorunluluk süreleri sürekli uzatıldı, az tehlikeli olarak tanımlanan gruplarda 50 personeli olanlara hizmet zorunluluğu kaldırıldı, okullarda seçmeli hatta zorunlu ders olarak bile okutulmaya başladı ama yine de ortaya maalesef bir başarı hikâyesi çıkmadı.

 

Elbette ki sübjektif olarak değerleme yaptığımız bu başarısızlığın birden fazla sorumlu tarafları bulunmaktadır. Ancak biz bunun muktedir olan devletin siyasi gücü üzerinde duracağız. Öncelikle burada dikkat çekilecek konu sürekli olarak seçim dönemlerinde zorunluluk süresinin uzatılmasıdır. Bu karar vasıtasıyla kamuoyunda özellikle de işveren camiasında bu kanunun önemine haiz özen zamanla azaldı ve gereksiz, önemsiz bir husus halini almaya başladı. Yapılan denetimlerde kanuni zorunluluğu daha önceden bildirilmesi tam yapılmamış, muallâkta kalmış alanlardan cezalar yazılması ve devletin üzerinde önemle durduğu hususlara hiç bakılmadan denetimin sonlandırılması kafaları daha da karıştırdı.

 

Aslında kanunun şekil olarak incelendiğinde; sürecin başından bu yana çok gelişti, çok ilerledi; yönetmelikler çıkarıldı, standartları belirlendi, yani dışarıdan bakıldığında talimatları, yönergeleri ve yönetmelikleri olan dolu dolu bir yasa olarak gözüküyor olması da işin acı veren yönü.

 

Bu kadar ön açıklamadan sonra, bu eksiklerden en göze çarpanını da somut bir şekilde göz önüne sermeliyiz elbette. Biz uzmanların genel düşüncesi, bunun daha çok İlkyardım ve Acil Durum Ekiplerinin kurulması ile ilgili konunun pek anlaşılamaması yönündedir. Yeri gelmişken konuyu daha detaylı anlatmakta fayda var; hali hazırdaki kanunumuzun ilgili yönetmelikleri gereği tehlike grubuna göre;

 

TEHLİKE SINIFLARI

İLKYARDIM EKİBİ

*Arama, Kurtarma, Tahliye, Yangınla Mücadele*

AZ TEHLİKELİ

Her 20 Çalışanda1

Her 50 Çalışanda1

TEHLİKELİ

Her 15 Çalışanda1

Her 40 Çalışanda1

ÇOK TEHLİKELİ

Her 10 Çalışanda1

Her 20 Çalışanda1

 

olacak şekilde eğitim alıp sertifikasına hak kazanmış personel bulundurmak zorundadırlar. Bu zorunluluk aslında toplumsal hayatımıza da etki edebilen bir gerçektir. Çalıştıkları işyerlerinde İlkyardım, Yangın veya diğer Acil Durum Eğitimlerini alan her bir birey toplumun ayrılmaz parçası olduklarından günlük yaşamlarında gerek kamuya açık alanlarda gerekse de toplu taşıma araçlarında her vuku bulması muhtemel acil durumlara müdahale edebilir bir birey halini alabilecektir.

Sözün özeti toplumsal alanda dahi kalifiye bir İlkyardımcıya ihtiyacımız bulunurken, ne yazık ki çoğu işyerinde bu konunun ehemmiyeti anlaşılabilmiş durumda değildir. 6331 sayılı İSG Kanunu gibi muntazam bir kanunu iş hayatımıza kazandıran devletimizin zamanla bu konu üzerine eğileceğinden ve bir standart kaliteyi yakalayacağından herhangi bir şüphem bulunmamaktadır.

Saygılarımla.

Osman ELİKÖTÜOĞLU

İş Güvenliği Uzmanı (B)

İş Güvenliği Bilirkişisi

Gıda  Mühendisi

www.osmanelikotuoglu.com